30 Eylül 2009 Çarşamba

Sahte SpyTroVir üyelikleri :)

Artık burada pek yazmıyorum ama Google'da aratınca benimle alakası olmayan ve harflerin yazılış saçmalığını da :) aynen araklamış şekilde SpyTroVir rumuzumu kullanmış garip arkadaşlara rastladım. Bu nasıl bir özentidir anlamıyorum. Hani çok çekici ve evrensel bir kullanıcı adı olur da kullanılır ya da popstar falan olunur da bu rumuz kullanılır :)

Bu rumuzumu sadece Doctus'da aktif olarak kullanmaktayım, bir de burada tabii ki :) Byte, PCnet forum sitelerinde zamanında sadece üye olmuş olduğumu ve aktif olarak kullanmadığımı da hatırlatayım. Forum tr sitesinde de kaynak göstermeden yorumlarına kadar kopyalamış bir arkadaşı afişe etmek için üye olmuştum. Bunların dışındaki üyelikler bana ait değildir.

Neyse aşağıdaki kullanıcıların benimle uzaktan yakından alakası yoktur:

http://www.pckoruma.co.cc/index.php?action=profile;u=691 (moderatör imiş kendisi ve güvenlikle alakalı bir sitede yazıyor, insaf yahu bari yazılışı biraz değiştirseydin)

http://divxm.com/member.php?u=409572

http://full-oyun.com/members/15849-spytrovir.html (zaten banlanmış, aferin sana :D )

http://www.goggagmobile.com/Your_Account/profile=7733.html

http://forum.nokiacep.com/member.php?u=324073 bu üyeliğe girilmiyor ama 1 teşekkür mesajı var (http://forum.nokiacep.com/showpost.php?p=802823&postcount=32) onun dışında onlarca mesaja da +rep vermiş bir arkadaş.

Sizlere yuh diyorum başka da birşey demiyorum özentici arkadaşlarım.

15 Şubat 2008 Cuma

Yeni Vodafone reklamları (hesabını bilen tarife)

Son günlerde yayınlanan Vodafone reklamları komiğime gitti açıkçası. Reklamın ana fikri; telefon fazla yazmasın diye çok önemli durumlarda bile kısa konuşma mecburiyeti.

En komiğime giden ise "siz kardeşsiniz evlenemezsiniz" diyen annesine "skandal" diye cevap vererek telefonu kapatan kızı:


Ayrıca "ben Afrika'ya gidiyorum anne" diyen oğluna annesinin "ay çok uzak" demesi:


ve "okulu bıraktım, dansöz olacağım baba" diyen kızına babasının "mantıklı" deyip telefonu kapatmaları da komik:


Umarım Avea da doğru düzgün reklamlar yapmaya başlar, en azından Acun'un reklamlarından şimdilik kurtulmuş görünüyoruz!

Smallville - Chloe'nin mucizevi interneti

Evet Smallville'in tatlısı, şekeri Chloe'nin (Alison Mack) interneti nasıl birşeydir? Kız aradığı herşeyi 10 sn sürmeden buluyor. Nereye bağlanıyor da küt diye herkesi ya da herşeyi bulabiliyor? Clark da o kadar süperim diye dolanıyor ortalıkta ama esas süper olan kişi Chloe'dur.



Bu meteor yağmuru sayesinde diziyi 10 sezon daha sürdürseler şaşırmam, 2 haftada bir özel güçlere sahip bir "meteor yağmuru mağduru" çıkıyor. Hepsinin de farklı farklı yetenekleri var. Artık yeter! Şu Clark biraz da dünyanın sorunlarına el atsın.

Kriptonit olayını ise daha önce yazmıştım ama bu kadar da olmaz ki. Neredeyse herkesin cebinde kriptonit var, kriptonit yasaklanmalı!

14 Eylül 2007 Cuma

Doctus.org yayında

Erişimi engellenen doctus.net, kaldığı yerden doctus.org adresinde yayınına devam ediyor.

Umarım bu tür “pire için yorgan yakma” yasaklamaları bir daha olmaz.

9 Ağustos 2007 Perşembe

Buuuuzzzzz!!!

Başlıktan anlaşıldığı üzere Cafe Crown reklamının iğrençliğinden bahsetmek istiyorum. Aslında söyleyecek pek birşey de yok. Daha önce Turkcell reklamında oynamış olan (hani metro istasyonunda "i'm your ciniiii, Förcii, Çealsiii, iç pepsi gör bunlariii" muhabbeti yapan siyahi arkadaşın yanındaki) kabiliyetsiz oğlanın oynadığı bir reklam filmi. Çocuğa bir de "Kafe Kıravvvn... arasıııı..." şarkısını detone vaziyette söyleterek reklamı yerin dibine indirmişler. Ama seyredeni esas çıldırtan kısım ise ağırbaşlı görünen hanımefendinin "Buuuuzzzz...!" demesi. Hatta bir noktadan sonra oğlan ne dese kız "Buuuuuzzzz...!" demeye başlıyor!

Sonuç olarak gıcık bir reklam, Ülker gibi parayı götürmüş, piyasanın güçlü firmalarından birinin bu kadar uyduruk reklamlar yapmaya devam etmesine şaşırıyorum. Bu ligde Avea-Acun ikilisinin reklamları ile birlikte zirveye oynamaya devam ediyorlar.

4 Ağustos 2007 Cumartesi

Ayrton Senna maç yapacakmış!

hurriyet.com.tr nin formula1 bölümündeki haberde geçtiğimiz yıllarda "ölen" Ayrton Senna, diğer efsane formula1 pilotları ile birlikte bir maçta oynayacakmış!

Yorumum şu: YUH! Bu bölüme önem vermediğiniz zaten belli ama hiç yapmasanız daha iyi olacak! İspatı olan ekran görüntüsü ise şudur:

28 Temmuz 2007 Cumartesi

Ama kısa sana çok yakışıyor :)

Braun'un Silk Epil reklamı kadar aptal bir reklam pek yoktur herhalde (vardır vardır yazarım yakında). Kadın, eblek sevgilisi ile alışverişe gidiyor, diğer kadın bu kadına mini etek gösteriyor ve "baaak" diyerek mini eteği gösteriyor. Ebleğin sevgilisi olan kadın "ama kısalar" diyerek eblek adamın anlayamayacağı birşey söylüyor. Sonuçta eblek adam mini etekten bahsedildiğini sanarak "ama sana kısa çok yakışıyor!" diyerek eblekliğini yağcılığı ile pekiştiriyor.

Reklamın sonunda kısalarını almış ve mini etek giymiş kadını görünce de "dememiş miydim kısanın sana yakıştığını" gibi birşeyler zırvalıyor ve kadınlar buna "tabii tabii salak" şeklinde bakarken ben de küfürü basıyorum ve aynı anda kumandayı da televizyona fırlatıyorum! Aslında reklamdaki en büyük abukluk, bir erkekle çıkan kadının kısalarını almamış olması! Böyle bir ihtimal yok, gerekirse permatik devreye girer! :) Ayrıca bu cihaz (küçükler okuyorsa diye cihaz diyorum) bugün mü bulundu ki şimdiye kadar kimse kısaları alamıyordu?

Neyse başka yorum yapmayayım.

24 Temmuz 2007 Salı

Bloğuma ulaştıran hınzır kelimeler :) (güncellendi)

Bloğumu ziyaret eden arkadaşlarım ve arkadaşlarımın siteleri üzerinden gelenler var. Ama artık bloğuma gelen ziyaretçilerin büyük çoğunluğu Google arama motoru üzerinden gelenler. Gelenlerin Google'da yaptığı aramalar arasında ise çok ilginç, komik, magazinsel, hınzır :) kelimeler var. Tabii bloğumun içeriği ile hiç alakası olmasa da aranan kelimelerin bir tanesinin bile tutması sitemin Google'da görünmesini sağlayabiliyor. Birkaç örnek vereyim:


- Amy Lee kiminle evlendi? (bekar hala bekar!)
- Kadınlar arasında çamur güreşi (Al Bundy konusundaki espriden dolayı)
- Kelly Rutherford'un (Hayat Ağacı'ndaki Sam) sahneleri (Google bunu anında indekslemiş ve bu arama ile hemen 2 ziyaretçi geldi :) O yüzden yazı yerine resim koydum)
- Akepenin İzmir mitingi ile Cumhuriyet Mitingi kıyaslaması (ciddi anlamda ziyaretçi geldi bu arama üzerinden, ama göz var nizam var!)
- Hilarie Burton'un çıplak resimleri :) (ah ben de bulsam... deeeermişim :))
- Hilarie Burton evli mi? (sana ne!)
- Acun Ilıcalı ve Avea reklamları (insan bunu niye aratır ki? :))
- Örümcek Adam (en çok ziyaretçi getiren 2 aramadan biri)
- Heroes dizisi (en çok ziyaretçi getiren 2 aramadan diğeri)
- Spiderman evli mi? (Dumur oldum. Bu arama ile Google'da ilk sırada çıkıyorum :))
- Amy lee saçını nerde yaptırdı? (Allah cezanızı verecek! :))

15 Temmuz 2007 Pazar

İzlediğim en güzel reklam filmi

Yıllardır seviyesiz reklamlar yapılır durur özellikle de temizlik ürünlerinin reklamlarında. Ama Omo'nun son reklam filmi, hayatımda izlediğim en güzel reklam hatta görüntü diyebilirim. Bir duygu, sevgi, paylaşmak bu kadar mı güzel anlatılır. Hayvan sevgisinin güzelliğini de gösteriyor aynı zamanda. Bu reklamda emeği geçen herkese kendi adıma teşekkür ederim. Son zamanlarda siyasetteki rezillikler, televizyonlardaki kepazelikler ve etrafımızda olup bitenlerden sonra bu reklam insana bazı duyguların kaybolmadığını gösteriyor. Bu reklamı izlemediyseniz mutlaka izleyin:

22 Haziran 2007 Cuma

Hayat Ağacı'nı hatırlayanlar var mı?

90 lı yıllarda televizyonda insanları ekranlara bağlayan aklı başında dizilerden biri Hayat Ağacı (Generations) idi. Jeneriğinin sonunda bir ağaç resmi çıkardı ki bu nedenle TRT dizinin adını Hayat Ağacı yapmıştı. Bu yine iyi Young and Restless dizisinin adı, sadece baş harfleri aynı olsun diye Yalan Rüzgarı diye uydurulmuştu ya! Bu dizide zengin ve soylu bir aile (Whitmore) ile geçmişte onların hizmetkarlığını yapmış diğer ailenin (Marshall) ve hepsinin çocuklarının günümüzdeki ilişkileri temel alınıyordu.

Dizinin şüphesiz en dikkat çeken ve en önemli karakteri Sam Whitmore (Kelly Rutherford) idi. Bilinen adıyla Sam Türkiye'de o kadar ilgi çekmişti ki ne olduğunu hatırlayamadığım bir yarışmada sunuculuk bile yapmıştı. Çok sevenleri de vardı çok nefret edenleri de! Sam'in o zamanki ve şimdiki haline bir bakın.

Diğer önemli karakter ise sonradan diziye katılan Teğmen Kyle Masters karakterini oynayan (Robert Torti) idi. Kızların hayallerini süslemesi nedeniyle bazı erkeklerde de Kyle modeli saçlar ve sol kulağa uzun, ince küpe takma sendromu oluşturmuştu. Neyse ki o sendrom çabuk geçti. Bazı kişiler ise onu Richard Marx'a çok benzetirdi ki hakikaten çok benzerdi de.



Bir de Monique McCallum (Nancy Sorel) vardı. Güzeldi ama çok soğuk bir tipti. Solda yeni hali var. Nancy Sorel 4400 dizisinde Jane Orman rolünde de oynamış. Sam, dizide Monique'in teyzesi oluyordu. Marshall'ların oğulları Adam (Kristoff St. John) ile beraber üçü aynı evde otururlardı. Bu adam Yalan Rüzgarı'nda da oynamıştı. Sonra Monique, Jason Craig (Anthony Addabbo) adında bir fotoğrafçı sevgili yaptı kendine (Sam onu da ayartmıştı önce) sonra o adamı dizide öldürdüler ve Kyle olayı araştırmaya geldi. Ben o zaman demiştim Jason ölmedi diye ve dediğim çıkmıştı. Miras olayından dolayı bunu yapmışlardı ama üzerine onlarca bölüm yapmışlardı bu konuda. O adam o kadar bölüm dizide gözükmedi acaba yine de para alıyor muydu diye hep merak etmiştim!

Bir de eski bir yıldız oyuncu kadın (ki daha sonra bu kadının Jason'ın annesi olduğu ortaya çıkıyordu) ile Sam'in ilk ayarttığı ve okuldan atılmasına neden olduğu üniversite hocası Rob Donnelly (George DelHoyo) vardı. Evlenmeleri olay olmuştu. Çünkü miras olayı Jason öldü sanıldığı için annesine kalmıştı. Bunların ailecek Sam ile atışmaları süper olurdu.

Dizide bir de Adam ile gizli aşk yaşayan Doreen vardı. Onun psikopat ve komik aynı zamanda Adam'ın babasının iş ortağı olan bir kocası vardı. Daha sonra Doreen'in Adam'dan hamile kaldığı ortaya çıkıyordu.

Üzerine onlarca bölüm yapılan diğer konular ise şunlardı: Yıllarca kaçak yaşamış Dr. Daniel Reubens, onun kızı Maia (Vivica A. Fox) ki Adam, Doreen faciasından sonra bir de bu olaya bulaşmıştı (bahtsız bedevi). Ayrıca Adam'ın ablası savcı Chantal, futbol yıldızı uyuz Eric Royal'ı önce hapse attırmış sonra aşık olmuş ve sonunda onu kurtarmıştı. Bir de oteller kralı Jordan Hale vardı ki Sam'e yanıktı, Kyle'ı Sam'den uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyordu. Ama sonunda Sam'in sayesinde Kyle onu çok değerli sanat eserlerini çaldığı için (ona benzer bir şeydi) tutuklamıştı. Mary teyze ise bir fenomendi! Mirasa sahip olmak için yapmadığı numara kalmamıştı.

Son bölümün son sahnesinde Doreen, Henry Marshall kriz geçirirken her nedense ilk yardım için adamın üzerine çıkmış ve odaya dalanlar bunu "pozisyon icabı" zannetmişlerdi :D Çok abuk bir sahneydi ya!!!

Kaynak: Oyuncu isimleri için tv.com dan yararlandım, bilgiler ise tamamen hafızamdan!

20 Haziran 2007 Çarşamba

Melih Gökçek'in Cami figürüne saygısızlığı!

Denilebilecek fazla şey yok. Muhteremler işlerine gelmeyince ve televizyonda kendi reklamlarını yapacaklar diye savunduklarını söyledikleri unsurları nasıl da utanmadan çiğnetebiliyorlar. Bunu başkaları yapsaydı şimdi söver dururlardı, ama şimdi sesleri çıkmıyor ve çıkmayacak da! Helal olsun size!

Emin Çölaşan'ın bugünkü yazısından alıntıdır:

Cumartesi gecesi Ankara’da boks maçları vardı. Sinan Şamil Sam’ın şampiyonluk maçı dahil on maç yapıldı.

Ring zemininin neredeyse tamamını kaplayan bir amblem yerde, ayaklar altında. Üzerinde Ankara, altında Büyükşehir Belediyesi yazıyor. Bu amblem, AKP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait! Mucidi Melih Gökçek.

Üzerinde iki minare var. Bunlar Kocatepe Camii’nin minareleri. İki minarenin arasında bir de kubbe var. Yani tümüyle cami.

Bu kutsal kavramlar yerde, ayaklar altında eziliyor, çiğneniyor. Maçlar bir televizyon kanalından canlı yayınlanıyor. Bu rezalet, dinimize karşı yapılan bu inanılmaz saygısızlık milyonlarca insan tarafından izleniyor...

19 Haziran 2007 Salı

One Tree Hill hakkında :)

Evet bir dizi daha, "One Tree Hill". Bu diziyi eve erken gidebilmeyi başarabildiğim için birkaç gündür gözucu ile takip ediyorum (eski bölümler de olabilir). Bu yazıları yazdığımdan beri kendimi dizi eleştirmeni gibi hissetmeye başladım. Artık dizileri izlerken bu diziden yazabilecek ne çıkarabilirim diye düşünmeye başladım. Neyse konuya dönersem, bu dizi için kullanılabilecek en uygun 2 cümle "kimin eli kimin cebinde?" ve "boynuzlarımı nasıl parlatabilirim?". Diziye baktığım sürece kim kiminle ne zaman nerede gibi sorulara bir türlü cevap veremeyerek dumur oldum. Bir kere herkesin birbiri ile ilişkisi olmuş ve oluyor. Yeni sevgilisinden ayrılıyor biz de böyleydik diyerek eski sevgilisi ile dertleşiyor, onu seviyorum diyor hooop başka birinin kollarında vs vs. Dizinin özeti bu :)

Klasik olarak son paragrafta yaptığım (gazetelerin arka sayfası gibi) dizinin güzel kadınları bölümüne müsadenizle hemen geçiyorum. Dizi özellikle güzel kadınlar (erkekler nasıl bilemiyorum) ile fazlasıyla dikkat çekici ve bu konuda belki de zirvede. Kanımca en güzeli Hilarie Burton (solda). Gördüğüm en güzel kadınlardan biri olduğunu söyleyebilirim.










Sonraki sıra Danneel Harris, Bethany Joy Galeotti ve Sophia Bush olarak devam ediyor. Son sırayı Sophia Bush için ayırdım, sebebi de sanırım dünkü bölümün son sahnesi idi :) Dizinin en pislik adamı ile al takke ver külah görünce dumur oldum çünkü.

17 Haziran 2007 Pazar

Gıcık Avea reklamları

Gıcık reklamlar dosyamı açıyorum. Gıcık olduğum sürüyle reklam mevcut ama listenin başında Avea reklamları var. Bu şirket kadar abuk, saçma ve gıcık reklam yapan başka bir firma zor bulunur.

Aklıma gelen ilk örnek Adana'da berberde geçen reklamdı. Berber bir makas bir de avea elimden düşmüyor falan diyor. Sonunda da Acun'un ense fotoğrafını çekip Acun'un telefonuna MMS ile gönderiyor ve nasıl olmuş diyor ya! Kardeşim madem telefonunla fotoğrafını çekiyorsun, niye mesajla yolluyorsun telefonundan göstersene! Ahh ah yorum yok, izlemenizi önermiyorum kotanıza yazık ama isterseniz izleyin:



Barda geçen reklam diğerlerine göre nispeten iyiydi. Bir de halı dokuyan kadınlarla yapılan versiyonu vardı. Onda da Acun kıza "sen sevgini ilmeklere mi yazıyorsun" gibi Acunca bir soru soruyordu da kız buna "hayır ben mesaj atıyom" diyordu.

Ama son reklamları ile beni tam beynimden vurdular. Hani şu kaptan pilot ve hosteslerle yapılan reklam. Acun bunlara sorular soruyor kaptan pilot da Acun'a "sen benden daha çok geziyorsun Acun hahaha" diyerek bir iğneleme(!) yapıyor. Sonra Acun "peki yurtdışında sevdiklerinize ulaşabiliyor musunuz" falan diyor, hostesler inanılmaz bir abukluk örneği vererek uçağın çıkış kapılarını gösterme yöntemleriyle bunu açıklıyorlar ya orada saçımı başımı yoluyorum!

Ya kardeşim iddialı bir firma iseniz, Turkcell ve Vodafone ile yarışmayı gerçekten düşünüyorsanız bu kafayı ve özellikle de reklam şirketinizi değiştirin. Sadece ucuza iletişim ile onları geçemezsiniz. Bedava sirke her zaman baldan tatlı olmuyor.

16 Haziran 2007 Cumartesi

Kathryn Morris hakkında

Cold Case dizisinde oynayan Kathryn Morris pekçok dizi ve sinema filminde rol almış. Ama en ilginç 2 tanesini söyleyeyim.












Zeyna dizisinde "Najara" rolünde oynamış. Aşağıdaki video Zeyna ile Najara'nın ilk dövüşü imiş. Diziyi hiç izlemedim ama iyi bir dövüş sahnesi. Najara, Zeyna'yı fena marizlemiş bu arada! Tabii çamur güreşini tercih ederdim (bakınız büyük filozof Al Bundy) :)

As Good As It Gets filminde ise psikiatrik hasta rolünde oynamış. Filmi 2-3 kere izlemiş olmama rağmen nedense hatırlayamadım.

Cold Case hakkında

Yazmaktan hala sıkılmadım, dizilere devam. Cold Case (yani Soğuk Kase ehehe). Bu diziyi de özel bir ilgiyle olmasa da aynı saatte düzgün birşey olmadığı için genelde her hafta izliyorum. Dizide eskiden işlenmiş ama katili bulunamamış cinayet dosyaları (bazen cinayet olduğu da bilinmeyen), her bölümde işgüzar birisinin ricası ile yeniden ele alınıyor.

Dizi güzel ama dizide olmazsa olmaz bazı kurallar var. Şöyle ki: Davada sorguya çekilen herkesin şimdiki ve geçmişteki halleri arasında sürekli bir geçiş var. Dizinin yarısı bu geçişlerden oluşuyor. Aslında çok orjinal ve kim kimdi denmemesi için doğru bir yöntem.

Ama en komiğime gideni sonları oluyor. Katili buluyorlar ve sorgu odasından elleri kelepçeli çıkarken kamera ile arasından mavi elbiseli bir polis geçiyor ve katilin gençlik görüntüsü veriliyor. Sonra ne rastlantıdır ki bir polis daha geçiyor (bazen araya duvar ya da kolon giriyor monotonluk olmasın diye) ve şu anki görüntüsü yeniden geri geliyor. Bu arada 3. bir polis ya da herhangi bir nesne, aralarından kesinlikle geçmiyor. Ölen kişinin yakınları ya da arkadaşları da onu tekrar anıyorlar (yine geçiş seremonileri eşliğinde). En sonunda ise öldürülmüş kişi kahramanlarımıza görünerek teşekkür eder gibi bir eda ile bakıyor, bizimkiler de ona melun melun bakıyorlar ve sonra gözden kayboluyor. Bu olaylar silsilesi dizinin her bölümünde mutlaka oluyor.

Başrolde dedektif Lilly Rush rolünü oynayan soğuk güzel Kathryn Morris pekçok sinema filminde ve dizilerde rol alan bir zat. Bu konuyu sonraki mesaja saklıyorum.